Ziyaretewww.afistiyorum.com bekleriz..

www.afistiyorum.com - Blogcu



www.afistiyorum.com

14/3/2009 - af geliyormu?

Kategori: HABERLER
ABD, PKK'nın silahsızlandırılması ve Kürt sorununda yeni bir plan geliştiriyor. Obama'nın ziyareti öncesi, dört yetkili Ankara'ya gelerek 'açılım'a yönelik görüşmelerde bulundu ..

OBAMA'NIN SÜRPRİZ KÜRT KARTI
ABD Başkanı Barack
Obama, PKK'nın tasfiyesi ve Kürt sorunun çözümü için açılıma hazırlanıyor. Türkiye ile ortaklığı güçlendirme sinyali veren ABD yönetimi, Başkan Obama'nın nisan başındaki Türkiye ziyareti öncesi ilginç bir görüşme trafiği başlattı. ABD'li yetkililer, Ankara'da Kürt kanaat önderleri ile bir araya geldi. Görüşmelerde PKK militanlarının dağdan indirilmesinden, genel affa, TRT Şeş'ten, Iraklı Kürt liderlerle Türk devletinin barıştırılmasına kadar pek çok konu ele alındı. 6-7 Nisan 2009'da Türkiye'ye yapacağı tarihi ziyaret öncesi Dışişleri'ndeki adamlarını Ankara'ya göndererek nabız tutması, "Obama'nın, sürpriz Kürt kartını açmaya hazırlandığı" yorumlarına neden oldu. Görüşmeler, Clinton'un ziyaretinden önce 4-5 Mart 2009'da gerçekleştirildi. ABD'li yetkililer, Ankara'da eski CHP Hakkâri milletvekili Esat Canan, Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Genel Başkanı Şerafettin Elçi ve yazar Orhan Miroğlu ile ayrı ayrı görüşerek Kürt sorununu masaya yatırdılar.

GENEL AF FORMÜLÜ
ABD Dışişleri Bakanlığı'nı üç kadın yetkilinin temsil ettiği görüşmelerde ABD'nin
Ankara Büyükelçiliği'nden bir yetkili de bulundu. ABD'li yetkililer, "Özgürlükler ve demokrasiden yana olduklarını" vurgularken Kürt kanaat önderlerine genel affın PKK'nın silah bırakmasına nasıl katkı sağlayacağı konusunda görüşlerini sordular. Görüşmelere ilişkin görüşlerini aktaran Canan, "Meseleye nasıl bir yaklaşım sergilemek gerektiğinin yanıtını arıyorlar. Bu sorunun bir çözüme kavuşması gerektiğini, bölgede artık terörün bitmesi gerektiğini düşündüklerini ve bunun için çaba içinde olduklarını gördüm" dedi. ABD'li yetkililerin "alt yapı" çalışması yaptıklarını söyleyen Canan, dile getirilen çözümler arasında genel affın da olduğunu belirtirken, "Özellikle Talabani ve Barzani'nin katkı vermesinin yararlı olup olmadığını sordular. Obama ziyaretinde bazı gelişmeleri göreceğiz sanırım" dedi. KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi de görüşmede Türkiye'deki Kürt sorununun çözümü kadar Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin durumunun da ele alındığını söyledi.

K. IRAK YÖNETİMİ
ABD tarafının oldukça iyi bir ön hazırlık yaptığını, görüşmelerin Kürt sorunu konusunda bunu gösterdiğini kaydeden Elçi, temasların şiddete bulaşmayan Kürtler'le yapıldığına dikkat çekti. "Artık sorunun şiddet ve askeri yöntemle çözülemeyeceğini anlamışlar ki şiddetsiz bir çare nasıl bulunur bunun arayışı içindeler" diyen Şerafettin Elçi, ABD tarafından çatışmasız, silahsız ve barışçı bir çözüm istendiğini savundu. Elçi ile ABD'li heyetin toplantısında, Elçi'nin 20 gün önce Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Mesud Barzani ile yaptığı görüşmeler ele alındı. Görüşmede genel af konusu da masaya yatırıldı.

GÜL'ÜN SÖZLERİ İŞARET Mİ
Başkan Barack
Obama'yı bekleyen Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sözleri de olası gelişmelerin işareti olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı Gül, hafta içinde İran'a giderken 'Kürt sorunuyla ilgili önümüzdeki günlerde çok iyi şeyler olacağını' söylemişti. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani de Türkiye ile "PKK sorununun çözümü için diyalog içinde olduklarını" söyledi. Londra'da Chatham House'da yapılan toplantıda konuşan Barzani, bağımsızlığın bütün Kürtlerin arzusu olduğunu "Ancak şu anda bölge gerçeklerinin buna müsait olmadığını" dile getirdi. (Kanaldhaber)
<_script /><_script />
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/3/2009 - af istiyoruz

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/2/2009 - mahkumlara af istendi..

Kategori: HABERLER

Tutuklu ve hükümlü yakınları af istemek için web sitesi kurdu.31 Ocak 2009 Cumartesi 09:51

Af isteyen mahkum yakınları www.afistiyorum.com  adresinden destek bekliyor. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Kerem Deniz, mahkum yakınları olarak site kurduklarını ve amaçlarının af taleplerini hükümete duyurmak olduğunu iletti.

www.afistiyorum.com ve site üyelerinin evlatlarını bekleyen anne, eşlerini bekleyen kadın ve babalarını bekleyen cocuklardan oluştuğunu aktaran Deniz, "Bizler Kader mahkumları yakınları olarak caresiz bir durumdayız. Zira devletimiz, hükümetimiz bizleri cezaevlerindeki yakınlarımızla birlikte cezalandırıyorlar. Bizim eşlerimiz, evlatlarımız vatana, millete,devletin askerine ve polisine kurşun sıkmadılar. Hepsi de bu vatan için askerliklerini yaptılar, vergilerini verdiler" dedi.

Komsu ülkelerde ve Avrupa"da hükümetlerİin bir takım aflar cıkardığını bildiren Deniz, "Türkiye"de aftan hiç söz edilmiyor. Cezaevlerindeki insanlarımız yeni cezaevlerine konulmakla degil çıkarılacak bir afla topluma kazandırılmalılardır" ifadesini kullandı.

tıklayın: http://www.usakport.com/news_detail.php?id=1854

tıklayın: http://www.hurhaber.com/news_detail.php?id=173075

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/11/2008 - SİLİVRİ C.EVİNDEN MEKTUP VAR

SİLİVRİ CEZAİNFAZ KURUMU L-3 B-5 KOĞUŞU
14 YIL ÖNCE İŞLEDİĞİM CİNAYET(FAİLİ MECHUL)VİCDAN AZABI DUYDUM VE KENDİM TESLİM OLDUM.
---------
Bugün arife canım oğlum,iftar ymeğinde sen geldin aklıma.bende çocuktum senin gibi,oruç tutcağım diyordum babam yemeğini ye oğlum ben senin orucunu bağlarım ogünler arası.bu ramazan babam gibi oruç tuttum.yarın bayram.
bugün arife,babamı düşünürdüm birde seni..babam traş olurdu.tam beceremedim ama sakalları kestim oğlum.cazaevinde kolanya yasak.canım oğlum canımda çok tatlı,olsa kullanmam belki
gecen bayram nerde karşılaşmıştık hatırlıyormusun.elinde poşet annem sımsıkı sarmıştı seni. bana benziyorsun diye herşeyden herkestençok sever seni.hatırlıyormusun kurban bayramıydı kurban olduğum.
acaba yarın karşılaştığımız yeremi gidip arayacaksın beni?
ışığı kapatıp ağlıyorum biliyormusun?
senin doğup ağladığın gün gibi..
bir fark var sadece traş oldumya yaşlar yanaklarımı yakıyor kolanya gibi.
ağlayarak yazıyorum üç ranzalı bir odada.bir tekli birde çift katlı ranza.dışarıda  yanan projektor ışıgı  vuruyor camdan.açsam lambayı arkadaşlarım uyanacak,yarın bayram diye erken uyudular.yaklaşık  üç aydır suat amcanla aynı koğuştayız.korkudan değil uyanırlarsa benim için üzülür diye yakmıyorum lambayı.zaten onun derdi ona yeterde artar.
diğer arkadaşım çok saf ve temiz bir amcan hiçbir suçu yok saflığının cezasını çekiyor sadece.
dün bahçeye yaralı bir kuş düştü.erdal amcan diyorki,gardiyana verelim bıraksın dışarı,yoksa kuşun annesi babası bize beddua eder.yavrusunu bulamazsa aglar annesi babası..
ama canım oğlum kus hem yaralı hem yavru,bırakırsak beslenemez ,uçamaz ölür.bugün karavanada prinç pilavı vardı yedirdik,su da içti.arkadaşda salata yaptı.suat amcan ben aşağı indiğimde dolabımdan çıkarıp yatagıma bırakmış kuşu,kekle su vermiş.
iyiki yatagıma banyo havlusu sermişim.
ben geldiğimde bu cezaevine hep allahım bir kelebek ver diye dua ediyordum.hep odama kelebekler gelir ve az yaşadığı için ölürlerdi.ölülerini topladım dayanamadım ve bir daha istemedim rabbimden.
canım oğlum birde burada serçeler var sabah akşam öterler.kapılar kapandığında sesleriyle herşeyi unuttururlar bize.
hani bizim odanın duvarında serçeler yuva yapmıştı ya,ötüyorlardı hani baba ne diyor diyordun?bende oğlum çocukları acıkmıştır anne babalarından yemek istiyorlar diyordum.sen biz verelim,bende babası kızar diyordum.bana kuş diliyle konuş bizim eve gelsinler diye,bende  buradaki serçe arkadaşlarına benden sana haber yolluyorum...söyleyin oğluma durumu iyidirdiye...
koğuştaki suat amcandan başka kimse inanmıyor serçelerle konuştuğuma.
allahtan busefer kuş istedim.benim gibiyaralı,senin gibi bebek bir kuş verdi.çok şeymi istedim bir kuş bir kuş yaa,,duadan geldi bunu kim inkar edebilir ki.ama ben isterken yaralı olsun demedim.herhalde yine dilerken rabbimden hayırlısını istemeyi unuttum.yemeği içmeği önemsemediğim için onud öldürürüm diye korktum ve arkadaşıma verdim.hem boksör hem yüzonaltı kilo civarında,kendine iyi bakıyor.can boğazdan gelir misali..banyo havlusuyla birlikte verdim.
benden sana daha iyi bakar diye seni anneme bıraktığım gibi.
o yerken kuşun iştahı açılır belki bende çıkınca onunla 1 ay gezsem ona bakar bende kilo alırım.canım oğlum inan sadece fiziği gelişmemiş,insani yönüdegelişmiş.sadece uyku halindeykende yemese tamamdır.
annem sana nasıl bakıyorsa o da kuşa öyle bakar.kuş benim,birde isim aradım.koğuş 21 kişilik 7 oda ve her odada 3 kişi kalıyor.üç ranza boş birini ona verdim dolabı kuşa kalsın diye. ismini af koydum.herkes sevinsin diye.bugün  beş yıldır yatan biri geldi,arkadaşın koğuşunu istedi vermedim.kusu öldürmesin diye.orda benim kuşum af kalıyor.
evet  canım oğlum biraz rahatladım ve ağlamayı bıraktım seninle konuşuyor gibiyiz.benim gibi yaralı senin gibi bebek ve masum içimizdeki tek suçsuz afla bayramlaşacağız.
iyileşince özgür bırakacağız yanına gelecek.gelmesede bizimbizim odanın duvarındaki kuşlara söyler.benim başucumda esma-ul hüsna ve senin fotoğrafın...iyileşince affı yollayacağımyanına.yrın bayram öpüyorum seni..dua edin


ERDOĞAN İBA

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/11/2008 -

ŞU MAPUS DUVARLARI ARASINDA ,

YAŞIYORUM SENSİZ ,

DEMİR ELLİKLER DOSTUM,

DUVARLARDA SIRDAŞIM OLDU ,

HERGÜN GELEN MEKTUPLAR ARASINDA

 SENİNKİNİ BEKLİYORUM .

HAVLUDA VOLTA ATARKEN,

SENİ DÜŞÜNÜYORUM.

TESBİH ÇEKİNCE,

SENİ SAYIKLIYORUM.

BU MAPUS DAMINDA SIRF,

SANA KAVUŞMAK İÇİN YAŞIYORUM.

YESEMDE ON YIL CEZA;

BİLİYORUM

SENİN YOKLUGUNDA DÖNECEK ON ASIR YILA

AMA BEN 

AMA BEN

BİR YOLUNU BULUP KAÇACAGIM.

KAÇIPTA YANINA GELECEGİM.

ÇÜNKÜ ;

BEN SENSİZ ON YIL DEĞİL  ON GÜN BİLE YAŞAYAMAM.

GÖZÜMÜNNURU….

 UMUT YOKSA YAŞAM UZAK KALIR YAŞAYANA

    BE GÜLÜM....

  AHMET KARAGÖL

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/10/2008 - FETHİYE ANNEDEN OĞLUNA MEKTUP

Kategori: MEKTUPLAR


SARI PAPATYAM BAHAR GÖZLÜM BUGÜN BEN YİNE ACILAR İÇİNDE KIVRANIYORUM ÖYLE MUTSUZUM ÖYLE ÖFKE DOLUYUMKİ ARTIK SANA OLAN HASRETİM BENİ YİYİP BİTİRİYOR YİNE SENİN İÇİN HAYALLER KURUYOR SENİ DÜŞLÜYORUM . HERGÜN HAYALLERİMDE DÜŞLERİMDE SENİ YAŞIYORUM BUGÜN YİNE BİR DÜŞ KURDUM SENİN İÇİN O DÜŞÜMDE CEZAEVİNE SANA BİR BUKET PEMBE GÜL OLARAK GELDİM GARDİYANLAR ISRARLA GELEN ÇİÇEKÇİYE DİYORLARDIKİ ASLA CEZAEVİNE ÇİÇEK BUKETİ KABUL EDİLMEZ . BEN ÇİÇEKÇİNİN KOLUNDA PEMBE GÜL OLARAK ONA YALVARIYORDUM NE OLUR SAKIN PES ETME BİRAZDAHA YALVAR BU ANADAN CEZAEVİNDEKİ OĞULA BİR BUKET PEMBE GÜL ANASINI KOKLAYAMAYAN OĞULA . ONUN HASRETİNİ ÇOK ACI YAŞAYAN OĞULA NE OLUR NEOLUR BİRAZ DAHA YALVAR DİYE ISRARDAYDIM ÇİÇEKÇİ ARTIK YALVARIŞLARIMA DAYANAMIYORDU TEKRAR YALVARIYORDU LÜTFEN BU ANANIN CEZAEVİNDEKİ OĞULA GÖNLÜNÜN HEP OĞLUNDA OLDUĞUNUN Bİ BELİRTİSİ NE OLUR ONU YILARDIR HASRETİYLE YANAN YÜREĞİNİN KOKUSU NE OLUR KABUL EDİN DİYE YALVARIYORDU O YALVARDIKÇADA BEN PEMBE GÜLLER BİRAZDAHA BOYNUM BÜKÜLÜYOR YAPRAKLARIM SOLUYORDU . ARTIK YALVARIŞLARA GARDİYANLARDA DAYANAMAMIŞTI HADİ BAKALIM MÜSADE EDELİMDE ANADAN OĞULA GELEN O DEĞERLİ GÜLLERİ MUSADE EDELİM OĞLUNA GÖNDERELİM DEDİLER BENİM O SÖZÜ DUYUNCA BÜKÜLEN BOYNUM SOLMAYA YÜZ TUTAN YAPRAKLARIM BİRDEN CANLANIVERMİŞTİ . ARTIK OĞLUMA DOĞRU GARDİYANIN KOLUNDA YOLA ÇIKMIŞTIM KORİDORLARDA SANA ULAŞMANIN ÇABASINI VERİYORDUM NE YAZIKKİ O HEYECANIMDAN SENİ SAKLADIKLARI KOĞUŞUN NOSUNU UNUTMUŞUM BİLDİRMEYİ GARDİYAN DURMADAN ELİNDE PEMBE GÜLLERLE KOĞUŞ KOĞUŞ SENİ ARIYORDUK . HER KAPIYA GELİŞTE YAPRAKLARIM ÇIRPINIYORDU DALLARIM EĞİLİYORDU BOYNUM BÜKÜLÜYORDU BİRDE NE GÖREYİM OYSA ARTIK SENİN KOĞUŞUNUN KAPISINDAYIM AMAN ALLAHIM OĞLUM NEDE GÜZEL DURUYORDU KARŞIMDA AHHH AHHHH İÇİM ACIYOR ODANE OĞLUMUN BOYNU BÜKÜK YÜZÜ SOLUK YOKSA ONUN CANI BİŞEYEMİ SIKKIN YOKSA ONU BİRİLERİMİ ÜZDÜ AMAN ALLAHIM OĞLUMA NE OLMUŞ İÇİM TİTRİYOR ONU BÖYLE ĞÖRMEYE NASIL TAHAMMÜL EDERİM AMA GÜÇLÜ OLMALIYDIM ÇOK ÇOK GÜÇLÜ ÇÜNKİ OĞLUM BENİ BOYNU BÜKÜK YAPRAKLARI SOLMUŞ DALLARI KIRILMIŞ GÖRMEMELİ BİRDEN OLMADIĞIM KADAR GÜÇLENDİM ÇÜNKİ ARTIK OĞLUMUN KOĞUŞUNDAYDIM BİRAZ SONRADA ONUN KOLLARI ARASINDA OLUCAKTIM GARDİYAN OĞLUMA SESLENDİ OĞLUM HİÇ DİKKATE ALMADI BAKMADI BİLE BİR DAHA SESLENDİ OĞLUM HEMEN DÖNDÜ VE GARDİYANIN KOLUNDAKİ PEMBE GÜLLERİ GÖRÜNCE BİRDEN O HÜZÜNLÜ BAKIŞLARIN YERİNE IŞIKLAR SAÇAN BAHAR GÖZLERİ PARLADI VE GARDİYAN ONA ANANDAN SANA PEMBE GÜLLER DEDİ . ANAN SANA HASRET KALDIĞIN KOKUSUNU PEMBE GÜLLERLE GÖNDERMİŞ ALMAK İSTEMİSİN DEDİ OĞLUM OĞLUM AL ARTIK AL HADİ BENİ KOLLARINA NE ZAMANDIR SANA ULAŞMAK İSTİYORUM AL AL ANAM NE OLUR KOKLA KOKLA ARTIK BENİ OĞLUM CANIM OĞLUM KOŞARAK GELMİŞTİ GARDİYANIN YANINA İKİ ADIMDA OFFFFF OFFFF ODANE ARTIK YAVRUMUN KOLLARINDAYDIM OHHHHHHHHH OHHHHHHHHHH OHHHHHHHHHHH MİSLER GİBİ KOKUYORSUN ANAM ANAM GÜL KOKULU ANAM KEŞKE YANIMDA OLSAYDIN ŞİMDİ DEDİ OYSA BEN PEMBE GÜLLER OĞLUM KOKLARKEN YANAKLARINI OKŞUYORDUM O PEMBE RENKLİ YAPRAKLARIMLA ARTIK OĞLUMUN KULAĞINDAYDIM OĞUL GÖZÜMÜN NURU OĞUL BENİM O YANIMDA OLSAN DEDİĞİN GÜL KOKULU ANANIM OĞUL BAK BAK YANINDAYIM BE OĞUL İŞTE SENİNLEYİM SENİN İÇİN BU GÜN PEMBE GÜLLER OLDUM ÇOK UZUN YOLLAR AŞTIM GÜLLER DİYARINDAN DAĞLAR ARDINDAN SANA ULAŞTIM BAK BAK BAHAR GÖZLÜM SARI PAPATYAM BAK SENİN KOLLARINDAYIM SAR SAR BENİ SAR SIMSIKI SIMSIKI SAR BE OĞUL SARDA SENİN HASRTLE YANIP TUTUŞTUĞUM KOKUNU O GÜZEL KOKAN TER KOKUNU KOKLUYAYIM OHHHH OHHHH OHHHH BE BAHAR GÖZLÜM NEDE GÜZEL EVLAT KOKUYORSUN OHHHH OHHHH BE ANNEM SENİ NEKADARDA ÇOK ÖZLEMİŞİM AHHHH AHHHH O DANE OĞLUM YOKSA SEN AĞLIYORMUSUN SENİ KİMLER AĞLATTI SENİ KİMLER KIRDI CANIM CANIM OĞLUM OĞLUM GÜZEL OĞLUM O GÖZYAŞLARINLA SULA BENİM PEMBE YAPRAKLARIMI SULAKİ SENİ DAHA İYİ HİSSEDE BİLİYİM OFFFF OFFFF OĞUL NEDE GÜZEL GÖZ YAŞLARIN BENİ YAKIP KAVURUYOR HASRET ATEŞİYLE SENİ ÖYLE ÖZLEDİM ÖYLE ÖZLEDİMKİ SEDACE SENİ DÜŞLÜYORUM ÇARESİZİM GÜÇSÜM ARTIK DAYANAMIYORUM SENSİZLİĞE YOKLUĞUNA BAK BAK ANAM SANA GELDİM PEMBE GÜLLER OLARAK ANAM ANAM CANIM ANAM BENİ SAR SARKİ SENİ BENDEN KİMSELER ALMASIN ANAM CANIM ANAM SENİ KOĞUŞUMUN İÇİNDE EN GÜZEL KÖŞEDE SAKLIYCAM SENİ KİMSELER GÖRMESİN SANA SADECE BEN BAKABİLEYİM SENİ SADECE BEN KOKLUYAYIM NE OLUR NEOLUR ANAM HEMEN SOLMA NE OLUR BENİ BURALARDA YANLIZ KOYMA BEN SENSİZ YAŞIYAMIYORUM BURALAR DAR BURALAR ZOR BURALAR HASRET KOKUYOR BURAM BURAM ANA KOKUYOR BIRAKMA BENİ ANAM OĞUL CANIM OĞUL SENİ BIRAKIRMIYIM SENİ SENİN HEP BAŞUCUNDA OLUCAM HER HÜZÜNLENDİĞİNDE PEMBE GÜLLERİ KUCAKLA BENİM HASRETİMİ HİSETTİĞİNDE PEMBE GÜLLERİ KUCAKLA VE SADECE GÖZLERİNİ KAPAT BENİ DÜŞLE EVİMİZİ DÜŞLE İŞTE Bİ TANEM BUGÜN BEN SADECE SENİ HAYAL ETTİM SADECE SENİ DÜŞLEDİM AHHH AHHHH ÇOK ACI GARDIYANLAR BAĞIRIYOR ODANE SAYIM SAYIM DİYOR OĞUL OĞUL BENİ BIRAKMA KOLLARINDAN AYRILIK VAKTİMİ NE OĞUL OĞUL BAHAR GÖZLÜM CANIM OĞUL NE OLUR SAKIN AĞLAMA BAK BEN HEP BAŞ UCUNDA HEP KOLLARINDA OLUCAM YETERKİ BENİ SULA YETERKİ BENİ KOKLA BEN HEP SENİ DÜŞLÜYOR HEP SENİ HAYAL EDİYOR OLUCAM SENİ ÇOKKKK ÇOKKKK ÇOKKKK SEVİYOR VE ÖZLÜYORUM SARIPAPATYAM BAHAR GÖZLÜM SENSİZ HEP MUTSUZ ANAN GÜL KOKULU ANAN DÖN DÖN DÖN ARTIK DÖN BANA BAHAR GÖZLÜM
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/10/2008 - DİYARBAKIR CEZAEVİ

Kategori: HABERLER

Diyarbakır Cezaevi

yazar adi

YILDIRIM TÜRKER

TÜRKİYE / 15/09/2008

Mardin Kızıltepe doğumlu Abas Çelik, Şubat 1981’de yaşadığı köyde askerler tarafından gözaltına alındı. 16 yaşında olan Abas, 16 çocuklu Çelik ailesinin en büyük çocuğu olarak çobanlık yapıyordu o sırada. Hiç okula gitmemiş olan Abas Çelik, Türkçe’yi de zar zor konuşuyordu.
“ Olay olmuştur, haberimiz yoktur, alıp götürdüler beni, Mardin Tugay’a getirdiler.” 16 yaşındaki Çelik, kayıtlara göre jandarmada 75 gün gözaltında kaldı. “Gece gündüz işkence yaptılar. Herşeye maruz kaldım.” Çelik’in “Herşey”den kastettiği cinsel organa elektrik bağlama, kollarından tavana asma, dayak, falaka ve jop sokma gibi işkence türleri aynı yerde gözaltında kalan en az 150 kişinin daha ifadesinde yer alıyor.
“Oradan alıp götürdüler Diyarbakır’a, savcılığa götürdüler. ”Çelik, 75 gün gözaltında kaldıktan sonra çıkarıldığı savcılıkça tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Örgüte yardım ve yataklıkla suçlanıyordu. Çok sonra yargıtay kararıyla anlaşılacağı üzere dava dosyasında delil de yoktu ama 16 yaşındaki Abas Çelik’in tutukluluğu tam 6.5 yıl sürdü. Ve gözaltını mumla aratacak asıl işkenceyi de o cezaevi günlerinde gördü Çelik. Cezaevinde ilk iki yıl boyunca istisnasız her gün sopayla dayak, falaka ve işkence vardı.
“Kalın büyük bir sopadır, hep vururken beş yüz sayıyordu... Lağım suyu içinde yerde süründüyorlar... Yerleri yalatıyorlar... Havalandırmadaki kapaklardan (rögar kapakları) içeri sallandırıp başınla beraber bok suyunun içine sokuyorlar... Su yok... Bir köpekleri var, onun başını yıkadıkları suyu verdiler bir kere...  20 gün yemek vermiyorlardı... Haftada bir gün, bir ekmek 4 kişi paylaşıyorsun...”
Sopayla sıra dayağı sırasında bir tutuklunun beyin kanaması geçirerek öldüğünü izleyen Çelik, bir tutuklu protesto için kendini yaktığında da aynı koğuştaydı.
İki dondurucu kışı hiç bir ısınma tertibatı çalıştırılmayan cezaevinde bir atlet ve eşofmanla geçiren Abas Çelik, Mayıs 1986’da vücudunda kırıklar ve hala görülebilen işkence izleriyle tahliye edildi.
O kırların çoban çocuklarını toplayıp Dante’nin hayal edemediği bir cehennemin her katında ağırlayan 12 Eylül’ün, içinde çırpındığımız bu korkunç savaşı yarattığını anlatmaya çalışıyoruz.
O çoban çocukları; o aç bilaç köylerinden, mezralarından derdest edilip dilsiz bırakılan, insanlık katından aşağı itilerek paramparça edilen; Diyarbakır Cezaevi’nin Guantanamo’yu, Auschwitz’i aratan işkence tezgahlarından geçen çocuklar, elleri ayakları hâlâ tutuyorsa dağlara çıktı.
Onlarca yıldır can yetiştiremediğimiz, hayatımızı zehreden bu korkunç hikaye işte böyle başladı.
78’liler Girişimi’nin oluşturduğu Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu 18 Mayıs 2007 günü Sultanahmet Cezaevi önünde bir açıklama yaptı. O günün neden seçildiğini 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can açıklıyor: “18 mayıs 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde dört kişi kendini yakmıştı. Baskıyı protesto etmek, yaşananları topluma duyurmak için. Ferhat Kuntay, Necmi Öner, Eşref Anyık, Mahmut Zengin. 78’liler Vakfı Girişimi olarak dosyayı açtık, ama hedefimiz herkese karşı özerk, bağımsız bir komisyon oluşturmaktı. Bu çalışmayı sürdürdük ve 12 Eylül 2007 tarihinde Diyarbakır Cezaevi’nin önünde 60 kişi; yazarlar, bilim insanları, sivil toplum temsilcileriyle komisyonun kurulduğunu açıkladık.”
Komisyon bugüne kadar Urfa’da 97, Mardin’de 64 kişi ile görüştü. 500 kişiyle görüşmeyi hedefliyor. Celalettin Can, “Urfa’da kimle görüştüysem ağızlarında takma diş vardı” diyor. Diyarbakır Cezaevi’nde insan dışkısı yedirilen tutukluların birçoğu, çıkar çıkmaz bu korkunç anıyı silebilmek için bütün dişlerini çektirmiş.
Komisyon’un açıklama metninden bölümler okuyalım.

Araştırma ve adalet
“Ö.Türkiye’de de 12 eylül 1980 askeri cuntası ile daha da yoğunlaşan karanlık bir süreçten geçilmiş, yaşanan travmalarla yüzleşememenin, dolayısıyla yas sürecinin tamamlanmamasının toplumsal benlik algısında oluşturduğu kırılmalar, halen yaşanmakta olan insan hakları ihlalleri, savaş ve baskılarla yeterince güçle başa çıkılmasının önünde ciddi bir engel oluşturmuştur.
Toplumun yaralarını iyileştirme ve işlevselliğini yeniden kazandırmada önemli etkisi olan bu yapılanmanın bir örneğini oluşturmak üzere, 78’liler Girişimi olarak yapılan çağrı ile bir araya gelen katılımcılar, Diyarbakır Cezaevi ile ilgili Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu’nu kurmuştur. Diyarbakır Cezaevi ile başlanmasında temel amaç 12 Eylül sürecinin en kanlı cezaevi olmasının yanı sıra, ağırlıklı olarak Kürtlerin kaldığı bu cezaevinde Kürtlerin ötekileştirilmesi ve kimliklerinin imhası amacıyla yöneltilen şiddetin, geleceğin kurulması önünde ciddi bir engel oluşturmasıdır.....
...Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu, bir sivil toplum hareketidir, hiçbir siyasi parti ile bağlantısı yoktur.  Asla bir yargı organı değildir. Dünyada darbelerin yaşandığı ülkelerde, çeşitli adlar altında kurulmuştur. Amacı öç almak değildir,  ama gerçeklerin ortaya çıkarılmasını sağlayarak, hukukun amacının gerçekleştirilmesi, adaletin sağlanması talebidir ve bu süreçte yaratılan travmanın sağaltılması ile toplumsal barışa giden yolun temel taşlarından birisi olacaktır. Travma dilsizleştirir; komisyonumuz mağdurların dillenmeleri ve sözlerini yeniden kurmaları için bir ortam oluşturmayı hedeflemektedir.
Tanımlanan amaçların gerçekleştirilebilmesi için hedeflenen çalışma yöntemleri arasında ilk adım olarak 12 Eylül öncesi ve sonrasında, Diyarbakır Cezaevinde yatan, işkence gören, yakınları kaybolanların tanıklığa davet edilmesi yer almaktadır. Gerçek komisyonlarının işlevsel olabilmesi ve adaletin sağlanabilmesi, bu adaletin sağaltıcı nitelik taşıyabilmesi için ön koşul yeniden-örselenme olasılığını ortadan kaldırabilmektir. Güvenlik duygusunun tüm mağdurlarda oluşabilmesi bu çalışmanın 12 Eylül öncesi ve sonrasında, hukukun üstünlüğü üzerine and içen tüm hukukçuların; avukat, savcı, yargıç ve öğretim üyelerinin, 12 Eylül öncesi ve sonrasında, hukuk devleti üzerine and içen tüm vekillerimizin hukuk devleti kurumlarını işletmesi gerekmektedir.
Tüm tanıklıkların tamamlanabilmesi için, işkence ve faili meçhullerin emir- komuta zincirlerinin içinde olan ve hâlâ vicdanıyla hesaplaşması bitmeyenler de bu çalışmada tanıklığa davet edilecektir. Şiddete maruz kalan kadar, şiddeti uygulayanın da o şiddetin kurbanı olduğu gerçeğinden hareketle, toplumsal benlik algısının onarılabilmesi için uygulayıcı tanıklıklarının da derlenmesi gerekmektedir. 
Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu’na tanıklık etmek isteyenler başvuracaklardır. Komisyon başvuranları davet edecek ve dinleyecektir. Kimler işkence yaptı, kimlerle kaldılar, kimler öldürüldü? Bildikleri ”GERÇEK”leri anlatacaklar, belge ve bilgilerini komisyona ulaştıracaklardır.  

Başvuru çağrısı
“Diyarbakır Cezaevi’ne 1980 ile 1984 Mayıs arasında girmiş olanların tümünün başvurusunu bekliyoruz. Çocuk ve Kadın koğuşlarında kalmış olanların başvuruları çok önemli... Ayrıca tanıklık etmek isteyen ve o dönemde Diyarbakır 5 No’lu Askeri Cezaevi’nde çalışmış olan görevlilerin, gardiyanların, doktorların, mahkeme heyetinde görev yapmış olanların, Adli Tıp’ta görev yapanların başvurusunu bekliyoruz.” 

Başvuru adresi: İstiklal Caddesi, Alyon Geçidi, Merkez Apt.  No: 4, Kat: 2Beyoğlu, İstanbul. Tel: 0212 244 48 02  Fax: 0212 251 69 45  Eposta: www.gercekveadalet@gmail.com


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/10/2008 - zindan


zindan

Kalbindeki zindana hapsettin beni,
Şimdi sana hem çok yakınım, hem de çok uzağım
Dipsiz bir kuyunun içindeyim
Hem seviyorum , hem de bir o kadarda nefret ediyorum
Kalbindeki parmaklıkları zorluyorum
İmdat çığlıkları atıyorum.
Ama sesimi duyan olmuyor ,bir an içime bir korku düşüyor;
Ben bu zindanda müebbet miyim diye?
Sonra düşünüyorum;
Ne suç işledim de beni bu zindana hapsettin ?
Seviyorum çünkü;gözlerinin  esiri oldum.
Nefret ediyorum çünkü; beni esir ettin.
İçimde bir ümit tahliyemi bekliyorum.
Belki müebbet değildir kurtulurum diyorum.
Şimdi sana soruyorum:
Tahliyem ne zaman?

alıntı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2008 - GENEL AF PKK SORUNUNA ÇARE

Kategori: HABERLER
Org. Başbuğ'un "Af olmaz" sözlerinin ardından Hıncal Uluç'un "Çözüm ne açıklansın" çağrısı ses getirdi. Af ve askerin OHAL'i çağrıştıran taleplerini, sivil topluma sorduk..
Aktütün saldırısından sonra Diyarbakır'da 5 polisin şehit olmasıyla tırmanan terör olaylarının ardından OHAL ve af tartışmaları yeniden alevlendi. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un "genel menel af olmaz" sözlerinin ardından SABAH yazarı Hıncal Uluç'un "Çözüm ne, açıklansın" çağrısı ses getirirken jandarmanın istediği yetkiler için "Olağanüstü Hal" tanımlaması yapılıyor. Askerlerin talepleri şöyle sıralanıyor:

* Canlı bomba eylemlerine karşı, kapalı mekânlarda savcı izni olmadan, arama yapma ve buralardaki delil niteliğindeki belgelere el koyma, kişinin elbisesini çıkarma yetkisi.

* Jandarmanın görev alanında başlayıp da şehir merkezlerinde devam eden suçlarda takip yetkisi.

* Delillerin karartılması gerekçesiyle sorgu sırasında avukatın bulundurulması uygulamasına son verilsin.

* Asker "adli kolluk" yetkisi istiyor. Bu yetki tanınırsa, somut bir olay olmasa da "delil toplama" gerekçesiyle daha çok operasyon yapabilecek ve yakaladığı kişileri doğrudan sorgulayabilecek.

* Kabul görmeyen diğer talep ise gözaltı süresinin uzatılması.

AF DOĞRU BİR ÇAĞRI
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat
AF tartışması önemli. Benim fikrime göre doğru bir çağrı. Artık medya bu tür soruları sorabilir hale geldi. Bu konuda adımlar atılması gerektiğine katılıyorum. Bizzat Genelkurmay Başkanı bu işin yüzde 15'inin askeri, yüzde 85'inin kültürel ve siyasal olduğunu söylüyor. Artık işin bu tarafı da konuşulmalı.

OHAL ŞARTLARI GELMEZ
9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel

Eski OHAL şartlarının tekrar geri getirileceğini sanmıyorum. Devletin güvenlik kuvvetleri kesinlikle zor bir işin içinde. Onların kan dökülmesini engellemek için yaptıkları her şeyin hukuka uygun olması lazım. Terörle mücadele uzun soluklu bir süreç, 3 günde toplanılıp alınacak kararlarla bitecek gibi görünmüyor.

SADECE AF YETMEZ
DTP Grup Başkan Vekili Fatma Kurtulan

Tek başına hiçbir adım, genel af da dahil işe yaramaz. Bu sorun karşısında OHAL, tampon bölge çözüm değil. Tam tersine başa dönmek olur. Kürt sorunu bir paket olarak ele alınmalı. Demokratik açılım bütün olarak ele alınmalı. Son aşama genel af olabilir. Sivil, katılımcı, herkesi kapsayan anayasaya ihtiyaç var.

SORUNUN ADI BELLİ
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Bşk. Yavuz Ören

Çatışma ortamı sonlandırılmalı. Sorunun özüne inen bir barış programı hazırlanmalı. Toplumu sürece katacak dinamik, sosyal program hazırlamalı. Birkaç basın mensubuna brifingle çözülmez. Çoğulcu yapıyı, kültürel dokuları kabul edecek, kucaklayacak bir siyasi yapıya ihtiyaç var.

ŞİMDİ MORAL BOZAR
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek Sorunun muhatabı Genelkurmay. Teröristle yoğun mücadeleye girildiği bir aşamada affı gündeme getirmek güvenlik güçlerinin moralini bozar, teröriste cesaret verir. Teröristleri de kapsayacak şekilde bir af, terörün artık bütünüyle ortadan kalktığı, huzur ortamının gerçekleştiği aşamada yaraları sarma anlamında düşünülebilir.
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/10/2008 - TAKVİM GAZETESİ HAKKI YALÇIN...

Kategori: HABERLER
Bugün: 01 Ekim 2008  
Yazar Arşivi

Görüş günleri

Hapishanelerdeki özlemi kim hisseder, kendi yakınlarından gayrı.
"Görüş günü" dedikleri, dışarıdaki insanlar için "sıradandır" da, mahkumlar ve yakınları için nasıl da kutsaldır.
Bir gün öncesinden başlar heyecan.
Anaların, eşlerin, çocukların sesleri yankılanır duvarlarda.
Zulalarında, gökyüzünden çalınmış yıldızları vardır, gardiyanlardan saklarlar.
Sabahlara kadar açıktır gözleri.
Uykuyu kendilerine yasaklarlar.

***

Vakit gelir, iliğine, kemiğine işlemiş bir hasretin buluşması başlar.
Anaların sesi duyulur, "Oğlum!" diye.
Yanlarında mahalleden birkaç dost...
Dirençli bir asker gibi bakar, o eski arkadaşlar.

***

Bir görüş gününde, bin sevda vardır.
Özlenen birine dokunmak, nasıl da özlenen bir düştür.
Yüreklerde acının ırmakları akar da, görünen sadece bir gülüştür aslında.
Hepsinde eve dönüş özleminin bileti.
Hepsinin omzunda acı yazılmış bir kaderin külfeti.

***

Hayatla dargın olan kader mahkumları sözcüklerle barışır görüş gününde.
Kendilerince özgürlüğün arasına karışırlar, bir küçük zaman diliminde.
İstedikleri temiz iç çamaşırı, sigara.
İçleri, ökselere tutulmuş bir kuş gibi çırpınır. Dışlarında anneyi, eşi ve çocukları kandıran sevinçlerinin resmi...

***

Sadece bayram günlerinde hatırlanan insanları, topluma kazandırmayı hiçbir zaman öğrenemedik.
Onları masum anlarında sevemedik ki, suçlu olduklarında sevelim.
İnsanları suça teşvik eden ortamı sistem yaratıyorsa, gerçekleri teşhis etmekte zorlanmayalım.
Dışarıdaki suçluların, hapisteki suçlulardan daha masum olduğunu zannetmeyelim.

***

Görüş günleri bayramın iki yüzünü gösteriyor.
Sevincini ve hüznünü.
Oğlunu ziyarete giden analar, küçük bir kuzu yavrusunu arar gibi, "Oğul" diye "mee"liyor.
Babalar elinde sigarasıyla, duvarların dibine çömeliyor.
Oğulların elinde hayatı kaçırmanın bileti...
Hepsi de zamandan af dileniyor! (Bayram nedeniyle bir kez daha)
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

EN AĞIR CEZA AYRILIK...

Kategoriler

Arkadaşlarım

anadoluhaber
anneyim
tolgaistan
parmakliklarardinda1i






M
U
R
O
Y
İ
T
S
İ
F
A
http://www.poqbum.com/animated_hover/images/6609158_l.gif Boomp3.com
Myspace Graphics
Myspace Layouts
.byAlecia.